Vicdan- özgürlük ve tutarlılık üzerine…

Bertrand Arthur william RUSSEL; 1872 Monmouthshire – 1970 Merioneth, Galler, İngiltere. 19. YY SONU, 20. yy başalarında, dünya düşün tarihinin, em önemli yol açıcı, Matematik mantık öncülerinden, düşünür, toplumsal konularda , zamanın hayli ötesinde bir “ abimiz”…
Cemil MERİÇ, bir yerde şöyle yazar; BİR DEVRİN VİCDANI olmak isterdim.
Şimdi cemil bey ve russel abimizle birlikte yol alacağız bu satırlarda. Babam, hasta biriydi, sağlığına gerektiği dönemlerde, yeterli ilgiyi göstermemiş, acısını, daha sonraki yıllarda çekmiş ve biz de bu durumdan, ziyade etkilenmiştik. Bundan dolayı, bizim yetişmemizde, annemin ve dünyaya bakışının, büyük etkisi olmuştur.
Önce RUSSEL’dan başlayalım… üstad, “ sir” ünvanı aldığı günlerin birinde, Londra nın göbeğinde, “” centilmenler” kulübünde, konyağını içiyor. İçeriye, birkaç tane İNG subayı giriyor. Russel’ı görünce, yanına yürüyorlar. “ efendim, duydunuz mu, g. Afrikadaki “ASİLER”, bir askeri konvoyumuza saldırmış, subay astsubay kaybımız olmuş “” diyorlar. Vee russel’in verdiği yanıt: İYİ DE, NE İŞİNİZ VAR ADAMLARIN MEMLEKETİNDE!
PEKİ “hüseyin cemil meriç”, cümlesindeki dilek gibi, bir devrin vicdanı olabildi mi acaba!
ÇOK SONRALARI, “ Dücane Cündioğlu” bey, son derece ciddi bir çalışma yaparak, metinlerarası kıyasla, CEMİL MERİÇ’in, ciddi bir şekilde yazılarının arasındaki tutarsızlıkları, ortaya koyarak, muhtemelen, gizli bir şizofrenik halin ortaya çıkmasını sağlamıştır.
Dolayısıyla, bir vakitler, ağzımızın suyu akarak okuduğumuz bir zihnin, 3 cilt halinde yayınlanan, MABED BEKÇİSİ- MABED SAVAŞÇISI-MABED İŞÇİSİ çalışmalarında, yararları dışında, nasıl bir düşünsel gelgitler yaşadığını da, görmüş olduk. Bizim coğrafyamızdan mı! İklimimizden mi! Kültürel altyapı karmaşamızdan mı!
Bilemiyorum…
Bir vakitler, son derece kalıplı-ağır-oturaklı söz söyleyenlerin, bir zaman sonra, gerçekten zıvanadan çıktıklarını, şirazeyi şaşırdıklarını görüyoruz… 
Yazınımız, Mehmet Akif’in gözünden Tevfik Fikret: Zangoç-Molla Sırat kavgası
Dışında, herşeye rağmen, o kavganın derinliğindeki gibi, bir “ fikir kavgası” görmemiştir.
Bu kavgada, AKİF, çoğunluk Fikret’e hakaret etse de, hoş olan taraf, buna rağmen Fikret’in istifini bozamamasıdır. 
Ancak, son zamanlara gelindiğinde,bu kavgadaki görece sükûnetin aksine,  önce İSMET ÖZEL gibi bir aşırıyı görüyoruz. Ataol Behramoğlu ile birlikte 1970’de, “ halkın dostları” adlı, devrimci içerikli bir edebiyat dergisi çıkarırlar. 18 sayı sonra, dergi kapanır, yollarını ayırırlar.
İsmet Özel, yolunu ayırmakla kalmaz, solculuktan, sağcılığa, zaman içinde görüyoruz ki, sağın içinde de, ağır ağır uç noktalara doğru yürür. En son incisi; türk- müslüman değilseniz, yurttaşlıktan çıkartılıp, sınırdışı edilmeniz gerekire kadar götürür “” İŞİ”…
Prf teoman duralı, 18,19 dili, bir felsefe metni yazabilecek kadar bilen, “” biyoloji felsefesi” hocasıydı. Aklını, “” Yahudi-hristiyan” emperyalist kültür egemenliği-baskısı ile bozmuştu. Ama hiçbir zaman da, şu soruyu sormamıştı…peki tamam, madem bu “kültürel egemenlik” böyleyse (( ki bence de böyledir )) , “ karşı taraf” neden,kendini korumuyor, koruyacak önlemler almıyor…
ALMAMIŞ!
Giderayak, PRF DURALI, öleceğine yakın, çıtayı biraz daha yükseltip, “” insan olmak”,  “” ancak türk ve müslüman” olmakla mümkündür demez mi! 
Hadi bakalım; çatlar mısın, çatlamaz mısın!
BİTTİ Mİ! Yok canım, daha neler, bu işler, akşamdan sabaha bitmez erenler. 
Derken sahneye, prf Caner taslaman adında bir, “ felsefeci”/ yıldız teknik üni. Öğretim yesi, çıktı…
Önceleri, “ katı sünni” anlayışın karşısında duran, evreni, daha bir özgür anlamayı-anlatmayı hedefleyen biri gibi “ gelmişti”.
Sonra ne,nasıl oldu bilemiyorum. Face arkadaşıydık da.
Bir gün inanılmaz bir “ paylaşımda” bulundu:
Bundan sonraki görevimiz, çevremizde ne kadar “” ateist-tanrı tanımaz varsa”, onların yok edilmesi için savaşmak olmalıdır, diye yazmaz mı!
Prf duralı öldü.
İsmet özel, Taslaman hayatta. Rahatlıkla bakabilirsiniz arşivlerine. İş/konu, yahut açmaz, nereye gelip dayanıyor… sanırım bunu anlamalıyız…
Yani her ne olursa olsun, ülkemizin sükûnet içinde, çok cepheli bir zihinsel tartışmaya, kırmadan-dökmeden-yok etmeden GEREKSİNİMİ var diyorum.