Gözü doymazlar yerküreyi yine yangın yerine çevirdi!
Politikacı esnafının yönetimsizliğinde savrulan ülkemiz ekonomik sıkıntılarla boğuşuyor…
Çözümsüzlüğün ağırlığı altında güçsüz kalıp ezildiğin acı dayanılacak gibi değil; bir yanda kopamadığın memleket meseleleri, diğer yanda en yakın bildiğin saplamış ihanetin hançerini böğrüne…
Birbirini anlamayan boğucu kalabalıkta bir başınasın; kıvranıyorsun sarmalında çözümsüzlüğün, dilinde yanık bir türküsü Anadolu’nun, “Erzurum dağları da kar ile boran/ İçerime koydun dert ile verem… ”
Hep kara yazıp, kara konuşup, kara kara düşünecek miyiz?
Hiç duymayacak mıyız tenimizde umut ve aydınlık saçan kuşun kanadının esintisini?
Mutluluk, gökyüzündeki yıldızlar kadar uzak, ulaşmak için ebemkuşağının altından geçmek gerek…
Ahmet Erhan’ın,”Anne ben geldim / ağdaki balık / bardakta ki su kadar umarsızım / dizlerin duruyor mu başımı koyacak?..” dizelerinin yakıcılığında üşürken yüreğim, çoğunlukları sarıp ısıtacak bir ana kucağı arıyorum…
Ama yok!
Günübirlik çıkarlara ipotek edildi tüm arı duru değerler...
Güzelliklerin boynu bükük…
Arsız arsız gülüyor karanlık...
Çıkarsız sevmeler peşin hükümlere tutsak…
Ah çıkarsız sevda, ne yakıcıymışsın ve nankör, eritip yok ediyorsun değdiğin yerleri...
Hangi oluşum böylesine savunmasız bırakır kendini besleyen değerleri?
Bir zamanlar büyük namussuzluk sayılan ihanet, ayrıkotu olup sarmış çevremizi...
Basit yararlar uğruna insanın kendi soyunu kırması, yaşadığı ülkeyi satması, sevip kokladığı yârini aldatması oluşturulan toplumda geniş kabul görüyor artık!
Bu nasıl bir kurgu, nasıl döngüdür ki çoğaldıkça yalnızlaşıyor insanlar…
Gören göz katlanmıyor ihanetin buncasına; hani, “Taşları bağlayıp köpekleri salmışlar...”derler ya, öyle bir süreçten geçiliyor!
Zulmün atı rahvan, ayaklarında çelik nal, eziyor bastığı yeri...
Yokluk, çaresizlik öğünlere katık!
Ne kadar yakarsan boş, “Temizleyin kirlettiğiniz dünyayı...” diyor Tanrı.
Ey can, umut sende; kalıcı değildir kötülüğün kalesi, boğ içindeki bencillik canavarını.
Sevgiyle aç kollarını...
Aç ki serpilip boy versin güzellikler...
Aç ki zamansız ölmesin türdeşlerin, yanıp kavrulmasın anaların yüreği...
Aç ki kurumasın beslendiğiniz kaynaklar…
Aç ki duyumsayasın güzel insan olmanın erdemini...
YAZI BOYUTU: