Bugünleri de arayacağız!
"Memelekette orta oyunu oynanıyor" desem sanata saygısızlık olacak...
Efendim enflasyon şu kadarmış, açlık sınırı bu kadarmış, emekli zammı çok azmış, falan filan...
Evet beyler, deniz tükendi, durun bakalım, daha iyi günlerimiz, çoğa kalmaz beterin beteri olacağız...
Çünkü mirasyedi savurganlığıyla hazırı tükettik!
Hani birkaç yıl önce, "Tekel satılıyor, SEKA kapatılıyor, Tüpraş yeniden ihaleye çıkarılıyor…. vs." yolunda feyat edenlere kulak verilmiyordu ya, dönemin aymazca sağırlığı yoksulluğa doğru savrulmanın bir kapısını daha açtı!
Sahip çıkamadığımız anılan kuruluşların tümü emperyalizme karşı verilen Ulusal Kurtuluş Savaşı’yla kurulan Türkiye Cumhuriyeti’yle özdeş, fakir fukaranın dişinden tırnağından kesilen birikintilerle oluşup artıdeğer üreterek devlet çarkının dömesini sağlıyordu.
Unutulmamalıdır ki elindekini koruyamayan yeni kazanımlara ulaşamaz...
Yakıcı gerçek şu ki, insanlığı yıkıma sürükleyen egemenlerin ülkemizde taşeronlar aracılığıyla yıllardır yürüttükleri proje devam ediyor...
Yineliyorum, önümüzdeki süreçte bugünleri de arayacağız!
Sorumlusu olduğumuz kahırlanmayı, acemi şairin yakınılarıyla noktalayalım:
Yenik düştü sevdalarımız / Kör inançlara / Günübirlik çıkarlara satıldı umutlarımız / Uğunur dururuz onca yıldır / Sarmalında çaresizliğin / İçimizde ören yeri sessizliği / Baykuşlar tepemizde tehditkar...
Baba tokluğu / Ana sıcaklığı çağrıştırır hep / Avunduğumuz düşlerimizde / Siz bakmayın saçımızdaki aklara / Yaşımız ellilere dayansa da / Gözleri yaşlı / Dudağı titrek / Korunmaya muhtaç çocuklarız biz / Oysa ne ana kaldı / Ne de baba...
Önceleri atlarıyla gelir giderlerdi / Yalın kılıç / Al kanımızı içmeye / Ekmeğimize göz koyanlar /Artık bağdaş kurdular toprağımıza / Dolarları Eurolarıyla / Hizmetlerinde yığınla işbirlikçi...
Bir yanımız açlık / Diğer yanımız ihanet / Satılmış geleceğimiz / İşin daha da kötüsü / Direnç güdülerimiz de budanmış...
Özlemle arıyoruz / Anlımızın açık başımızın dik olduğu / O sıkıntılı günleri / Arpa ekmeğimiz yağlı / İçtiğimiz su serindi...
Ah ne acı /Acı olduğu kadar da aşağılayıcı imiş / Satılmışlık duygusu...
Ey sözde aydınlar / Ahkam kese durun siz hala / Yağmadan arta kalan kırıntılar uğruna / Globalleşmeden / Uzay Çağından...
Beri yanda çöle döndü / Güzelim Anadolu / Bukağı vurulmuş ellerimize / Tavuk karası inmiş gözlerimize / Bekliyoruz gelip kurtarmasını bizi yeniden / Onursuzca bağlandığımız ipotekten / İlkelerini çiğneyip / Kendisine küfrettiğimiz / Mavi Gözlü Sarı Saçlı Dev’den...
Ey yedi düveli dize getiren Anadolu insanı / Teslimiyetin böylesi görülmüş mü, görülmüş mü…
